ece korkuyorsan, yani korkunu aşamayacak durumdaysan. bu fazla kilolarından spor ve diyetle kurtulmaya bakacaksın. e tabi yapamıyorsan böyle yaşamaya mecbur kalacaksın...
neden? çünkü 2 tane rating peşinde koşan habercinin yaptıkları tamamen at gözlüğü eşliğinde yapılmış haberlerden etkilenip korkmandan ötürü.
bakınız, bu haberleri yapanlar ölümleri haber yaptılar. başarıya ulaşanlardan bahsetmediler. bakın ben korkmayanlardandım ancak ailem ve yakınlarım çok korkuyordu. sebep yine aynı. tek bir tane destekçim yoktu. ama şimdi sorsanız. iyiki olmuşsun diyorlar. bende diyorum iyiki olmuşum.
24 saat dolmadan hastaneden çıktım. eğer yakınlarımın korkularına kulak assaydım(kendi korkularım demiyorum çünkü, artık ölümden korkmuyordum !) şuan 200 kiloyu bulup, çeşit türlü hastalığın pençesine düşmeye başlamış ve artık doktorların kilo risklerinden ameliyat yapmak istememeklerinden ötürü, ''keşke o zaman ameliyat olsaydım'' pişmanlığıyla biraz daha yemeğin pençesine düşüp adım adım ölüme yaklaşacaktım ve yatalak olacaktım.
bana ne karamsar adam diyeceksiniz ama obezitenin sonu ölüm.
bu iş biraz kilo fazlasıyla başlıyor. kilo fazlalaşınca hareketler ağırlaşmaya ve zorlaşmaya başlıyor. bunu farketmezsen, (ki hiçbirimiz farketmedik) o hareketlerin zorlaşmasıyla gideceğin yere yürümemeyi, yapacağın işi ertelemeyi, gideceğin yere gitmemeyi, evde kalmayı evde de yemekle ilgilenmeyi vb. tercih ediyorsun.
böylelikler biraz daha kilo alıyorsun. daha sonrasında moral bozuklukları ve biraz daha yemek = biraz daha kilo. kilo aldıkça hareketsizlik.
birde bakmışsın bu girdabın içindesin kurtulamıyorsun. buna sağlıkçılar ''yoyo etkisi'' diyorlar.
sonra çeşitli şeyler denemeye başlıyorsun. her denemede daha fazla hayal kırıklığı. çünkü bu obeziteyle tek başına mücadele etmek zorundasın.
kilosu normal arkadaşların ortamınızdayken yine aynı yemeklerini yiyorlar. sen? onlara ve şeytana karşı duramıyorsun. ortama ayak uyduryorsun. neden? çünkü sana dur diyen bir destekçin yok ve karşında ortamın, şeytanın vede bunlara destek veren nefsin var. sen teksin!
ee noldu? bir hayal kırıklığı daha. bi bakmışsın verdiklerini geç, biraz daha kilo almışsın.
işte kelepçe bu nokta önem kazanıyor. sana destek oluyor. o yalnız kaldığın durumda tabiri caizse sana ''çüş'' diyor.hem artık bu durumunu bilen arkadaşlarına sen değil
, onlar sana uyum sağlıyor.
diğer okuyan arkadaşlar içinde söylüyorum. eğer diyet, spor vb. yapabiliyorsanız. ne ala. yapamıyorsanız sorun burada başlıyor.
bu ameliyatın yapılapılabilme sınırları olması gibi yapılmasının riskli olduğu durumlar var. bu duruma gelmeden bir çıkış yolu bulun.
kelepçe ödürür mü? evet ölürsün. fazla kilodan ölürken o çukura düşerken kelepçeye tutunmaya kalkarsan sende o kiloyla o kelepçeye tutunup hayatta kalamayabilirsin. seni öldüren kelepçe değil. kelepçeye geç kalmış olman.
bakın bu ameliyatın yapılmama limiti yok. çünkü 250 kiloya gelmiş bir insanın normal şartlarla kilo vermesi imkansızla eşdeğer. bu ameliyatı yapmaları bir umut. eğer yapılmazsa bu insan zaten ölecek. bu sebepten doktorların bazısı bu riski almak istemezken, haklı olarak kariyerlerini düşünüyorlar. bazısıda nasıl olsa bugün olmasa yarın ölecek, diyerek bu tiplerde kariyeri geçip para sevdasıyla bu ameliyatı yapıyorlar.
bakın aslında bu iş çok basit, güveneceğiniz bir doktor ve ekiple, artık bu operasyonlar tenolojiyle birlikte çok basit. laparoskopiyi zaten biliyorsunuz. doktorlarımızın geniş projeleri ve anlatımı sayesinde artık bu opereleri devlette karşılıyor.
şimdi araştırın ve not tutun. bu verilerle. artık korkmaya devam mı? diyet ve spora azimle bağlanmak mı. yada bu durumu aştıysak ameliyat mı?
isteyen korkmaya ve ölüm çukuruna düşerken kelepçeye neden sarılmadım. hadi bari şimdi deyip o ufak başarı yüzdesinin peşine düşer, isteyen geç kalmadan iyi bir doktorla bu obezite iletinden kurtulur...
vay be ne doluymuşum iyi oldu böyle anlattığım. umarım okuyup faydalanan çok olur.
